SENLİ HAYALLER SOKAĞI'NDA
Gecenin hüznüne bırakılmış, makamı bilinmedik
akortsuz sesi ile kırık bir kemandan çingene şarkısıdır sokaklarda
Ve gökyüzünden emanet, duvarlarda saklanan mavi yıldızlar
Ay doğmamış daha
Gece sen kokardı
Sen, bin bir çiçekten toplanmış misk-i amber
Işığı alınmış gecede, sarhoş yağmurlar ıslatırken kaldırımları,
“Uzun ince bir yoldayım
gidiyorum gündüz gece…” diyen, bir türküyü koyardım koynuma
Yüreğimin en kuytularında damlaları
Birden zaman yalnızlığı vurur, Ay doğardı gök kubbede
Ertelenmiş bir yaşamdı aradığım, yürünmedik yollarda
Yaşanmamış zamanlar ve can çekişme öncesi umutlar vardı içimde
Ve billur bir su gibi, akmaya hazır sözcükler saklıyordum yüreğimde
Seni bu ıssız ve kimsesiz yollarda arayışımın adı hüzündü
Ve kirpiklerimde yağmur ıslağı, göz yaşlarım kaldırımlara değer
Ay, buluta gizlenirdi
Durduk yerde kırık keman ağlamaya başlar
Duvarda yıldızlar dokunurdu birbirlerine
Bilmem kaç ölçeğinde, ayrılığın fay hattı çatlardı aramızda
Sonra sokakları toza dumana katan desibelin ölçemediği feryatlar yayılır
Kentin yedi tepesinde, yedi ayrı yangın çıkardı
Saatler durur, buz kesen zamanda akrep yelkovana takılırdı
Yukarıda, yedi alemin içinde utancından yüzünü saklayan bir Ay yükselir
Ve gecenin karanlığında aynı hüzünler
Hüzünler yürürdü toz duman içindeki sokaklarda su gibi
Kırık camlardan içeriye gecenin siyahı dolar
Senli hayaller sokağına sarhoş yağmurlar yağar, ben yürürdüm
Yağmurlar
Yüzünü saklayan ay
Ve duvara saklanan mavi yıldızlar içinde sen kokan bir gece vardı
Gece, rüyalarını ekleyip koynuna düş saatlerine koşarken dolu dizgin
Ayrılık, bir Arap tayın sırtında dört nala şaha kalkardı
Misk-i amber kokuna özlemli,
ayak izleri ıslak kaldırımlarda yürüyüp de
Bu hüzünlü gecede senli hayaller sokağı'na çıkıp,
boşuna bir arayıştı seni bulmak
Şimdi ayrılığın ızdırabı,
kırık bir kemandan dökülen nihaventte erirken
Umudu kesilmiş, seni bulmaktır yere çalınışımın diğer adı |