« Önceki |

20/5/2008

Yolcunuz Oldu Mu Hiç

YOLCUNUZ OLDU MU HİÇ

Ne zaman döneceğini bilmediğiniz
belki bir daha hiç görmeyeceğiniz
Yolcunuz oldu mu hiç

Hani gidişiyle göz yaşlarınızı içinize akıtıp da
kendi elinizle uğurladığınız
Hatta bir tas su dökmeyi unutup sadece el salladığınız
Yolcunuz oldu mu hiç

‘Az önce yan yana oturup, gözlerine bakıyordum
Az önce saçlarına dokunup, ellerini tutuyordum’ dediğiniz
Gidişiyle göz yaşlarınızı sakladığınız
Yolcunuz oldu mu hiç

Uğurlamak için, gelen(ler) i olmalı insanın

Önce gelip, sonra da bir el sallayışı ile uğurladığınız
Yolcunuz oldu mu hiç

Belki geri dönmeyeceksin
Belki bir daha seni görmeyeceğim
Ama ben dün gece
Dün gece bir tas su dökmeyi unutup, sadece el sallayıp
Seni uğurladım
 

Atila Işık

20/5/2008

Deniz Med Cezir Sarhoşluğunda

DENİZ MED CEZİR SARHOŞLUĞUNDA

Gidişinle
Suskunluğumu haykırdım geceye avaz avaz
Kendi sesime yabancı
Kendime yabancı
Aynalara emanet gözyaşlarıyla sokaklardayım
Sokaklara yabancı

Gece sessiz
Gece suskun
Sokaklardayım. Yolunu şaşırmış, yol bilmez yolcular gibi sokaklardayım
Geceye yabancı

Deniz sessiz
Deniz suskun
Deniz med cezir yorgunu
Deniz med cezir sarhoşluğunda

Gidişin
Durgun suya düşen bir sonbahar yaprağı kadar
Çizik açmaz yüreğimde desem de inanma
İnanma
Kabuk bağlamayan yeni bir yara gibi kanar durur yüreğim
Gülüşün güle benzer, gözlerin gül bakar
Benim kirpiklerimde tomurcukken kuruyan güldür ağlayışlar

Gidişinle
Önce aynalar kırıldı, sonra yüreğim

Biliyorum
Çekip gitmek vardı herkese ve her şeye
Ne kadar uzağa olursa o kadar uzağa gitmek
Dönmeyi düşünmeden. Bir kez dahi arkaya bakmadan

Yapamadım, yapamam
Gitmiş olsan da
Soluk alır gibi seninle yaşamak varken, ben senden gidemem
Gidemem
 

Atila Işık

20/5/2008

Senli Hayaller Sokağı'nda

SENLİ HAYALLER SOKAĞI'NDA

Gecenin hüznüne bırakılmış, makamı bilinmedik
akortsuz sesi ile kırık bir kemandan çingene şarkısıdır sokaklarda
Ve gökyüzünden emanet, duvarlarda saklanan mavi yıldızlar
Ay doğmamış daha

Gece sen kokardı
Sen, bin bir çiçekten toplanmış misk-i amber
Işığı alınmış gecede, sarhoş yağmurlar ıslatırken kaldırımları,
“Uzun ince bir yoldayım
gidiyorum gündüz gece…” diyen, bir türküyü koyardım koynuma
Yüreğimin en kuytularında damlaları

Birden zaman yalnızlığı vurur, Ay doğardı gök kubbede
Ertelenmiş bir yaşamdı aradığım, yürünmedik yollarda
Yaşanmamış zamanlar ve can çekişme öncesi umutlar vardı içimde
Ve billur bir su gibi, akmaya hazır sözcükler saklıyordum yüreğimde
Seni bu ıssız ve kimsesiz yollarda arayışımın adı hüzündü
Ve kirpiklerimde yağmur ıslağı, göz yaşlarım kaldırımlara değer
Ay, buluta gizlenirdi

Durduk yerde kırık keman ağlamaya başlar
Duvarda yıldızlar dokunurdu birbirlerine
Bilmem kaç ölçeğinde, ayrılığın fay hattı çatlardı aramızda
Sonra sokakları toza dumana katan desibelin ölçemediği feryatlar yayılır
Kentin yedi tepesinde, yedi ayrı yangın çıkardı

Saatler durur, buz kesen zamanda akrep yelkovana takılırdı
Yukarıda, yedi alemin içinde utancından yüzünü saklayan bir Ay yükselir
Ve gecenin karanlığında aynı hüzünler
Hüzünler yürürdü toz duman içindeki sokaklarda su gibi
Kırık camlardan içeriye gecenin siyahı dolar
Senli hayaller sokağına sarhoş yağmurlar yağar, ben yürürdüm

Yağmurlar
Yüzünü saklayan ay
Ve duvara saklanan mavi yıldızlar içinde sen kokan bir gece vardı

Gece, rüyalarını ekleyip koynuna düş saatlerine koşarken dolu dizgin
Ayrılık, bir Arap tayın sırtında dört nala şaha kalkardı
Misk-i amber kokuna özlemli,
ayak izleri ıslak kaldırımlarda yürüyüp de
Bu hüzünlü gecede senli hayaller sokağı'na çıkıp,
boşuna bir arayıştı seni bulmak

Şimdi ayrılığın ızdırabı,
kırık bir kemandan dökülen nihaventte erirken
Umudu kesilmiş, seni bulmaktır yere çalınışımın diğer adı
 

Atila Işık

20/5/2008

Anahtarı Sende Olan Sandıkta Hayaller Biriktiriyorum

ANAHTARI SENDE OLAN SANDIKTA HAYALLER BİRİKTİRİYORUM

Gece ile gündüz kadar uzak,
karanlık ve aydınlık kadar iç içedir yüreklerimiz…

Tek kişilik, soğuk yatağımda
yokluk ve hasretlere inat
Herhangi bir sabahta, seninle uyanabilmek üzerine
çift kişilik, sıcacık hayaller kuruyorum…

Geldiğinde,
Bilindik, bilinmedik tüm dillerde
sevgiyi fısıldayacağım kulağına.

Öpülmeye ve sıcacık dokunuşlara dair
Anahtarı sende olan sandıkta
hayaller biriktiriyorum önce…
Sonra, senli anlarım düşünce aklıma,
gözlerimi kapatıyorum.
Aramızdaki onca yola inat, rüyalarıma geliyorsun…

Geldiğinde,
Bilindik, bilinmedik tüm dillerde
sevgiyi fısıldayacağım kulağına.

Yokluğunda biriktirdiğim özlemler ki,
Hayaller ve rüyalarımın dokunulmadık zamanlarında
yokluk ve hasretlere inat, şarkılar ve şiirlerle
gelişine dair umutlarımdır.
 

Atila Işık

20/5/2008

Sevdamın Mayası Umut


SEVDAMIN MAYASI UMUT

Senin suskunluğuna inat
sana şiirler okuyacağım
Bir çiçek nasıl acı çekerse koparılırken
işte öyle
İçindeki her bir ilmeği sevda olan halılar dokuyacağım
göz yaşlarıyla uyandığım sabahlarda
Bütün hüzünlerin bileşkesi ben
sevdamın mayası umut

Geceydi
Işıkları yutulmuş kararan duvarlarda gölgeler
Çengele asılmış gibi duruyordu ay
Titreyen ışıkları vuruyordu denize yıldızların
Yoksun ya
hüznün rengi sonbahar
Ertelenince düşler
eylülü bekleyen bütün ayrılıkların bileşkesi ben
sevdamın mayası umut

Bir çığlık gibi büyürken gidişin
içimde bulutlanır göz yaşları
Dudaklarımda isyanın en delikanlısı
Sokağın zulasına gizlenen yalnızlık,
bir kibrit çakımı bekler,
bütün yangınlarım sönmüşken
Can suyu çekilmiş ağaç
ve
son yaprağını tutan dal
Bütün kopmaların bileşkesi sen
Sevdamın mayası umut

Ayak izleri silinmiş
yağmur ıslağı kaldırımlardan
İçimdeki yaralara ektiğim tuza benzeyen
yürek acıtan,
yörüngesini yitirmiş sözcüklerle
ay ışığında okunan son şiirimdi
Bütün vedaların bileşkesi sen
sevdamın mayası umut

Şimdi, bir titrek mumdur yaktığım
yalnızlığımın vedasına

Hoşça kal sevdam
 

Atila Işık